GÖZLERİ; İKİZ TOHUMU KÖTÜLÜĞÜN

Kayıp ruhların ormanları kadar alacaydı gözlerinin yeşili. Gece gündüz ayırmadan çökerdi üzerine sisi. Ve her gördüğümde o ikiz tohumunu kötülüğün, alaycı bir korku ürpertirdi içimi. Tıpkı intihar notunu aldığımdaki gibi.
Hissettirdiği tüm hislerden kendi de nasiplenirdi. Balkonda oturmuş içine çekerken nikotini, kulağına fısıldadı intiharı biri. “atla” dedi “durma atla şu demirlerin ardından betona”. Ardından sıçradı duyunca sevgi dolu sesimi. Alışmıştı bir kere işitmeye, gayipten geleni. Afalladı duyunca şefkati.

O gece kırıldı her şey. Zincir o gece koptu. Salıncakta hoplayan yüreğim, kendini yerde buldu. Yüce tahtın tepesindeyken yıldıza benzeyen o ikiz yeşil, taht yıkılınca birden, soyunuverdi örtüsünden. Taht; bilinmezliği… Belki de erişilmezliği. Ama o gece biliniverdi.

Acizdi. Yeni doğan gibi. Kötülüğü; insan olmasının engeli. Vefa yahut vicdan bir parça, yeni doğanı bebek eylerdi oysa. Ama o; kedi gibi kabarmış, yarasa gibi kör gözleriyle gecelerde, av peşinde.

Söylenmeyi bırakıyorum artık kendime. Ve böylesi bir yaratığı bile sevebilmiş yüreğim için şükrediyorum benden ulu, topraktan cömert, var edenime…


                                                                                                            Yelda ARITAŞ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Düşündüğünüz her şeyin gerçek olma ihtimali.

Girdap

Mutlu sonla bitsin bu film.