Kayıtlar

İnsan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Eskiden

Resim
Eskiden bakkallar vardı...Her sokak arasına itinayla yerleştirilmiş.Mahalle aralarında oynanan saklambaçlar , kör ebeler , yakalamacalar vardı.Çocukken saçın çekilmesine,düşmeye,oyuncak alınmamasına ağlamak vardı. Şimdilerde gözyaşları aşka bıraktı kendini,yalnızlığa ve ölüme.Hatta paraya bile. Eskiden insan vardı,insanlık. İnsan olmanın,yardım etmenin ve paylaşmanın güzel şey olduğu anlatılırdı.Şimdi ise sebepsiz kavgaların,yaşamak için nasıl '' kurt '' olacağın anlatılır oldu.Şimdilerde ihanetler bile gelip geçici oldu.Oysa,oysa eskiden ihanete uğrayan yıllarca acısını yaşardı. İyiliğin ve masumluğun çoğunu sokak aralarında unuttuk. Tolstoy 'un bir sözü vardır; ''Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma;ilk önce senin ellerin kirlenecek.'' Sanırım bizler ellerimizi,hatta vücutlarımızı o kadar kirlettik ki değen çamuru fark edemiyoruz. Olsun,canımız sağolsun. Dünya üzerinde tüketeceğimiz ve belkide ''içine sıçacağımız'' b...

Esstetik

Estetik. Bir kelime anlamı kazandırmak gerekirse, insanda küçük duygu değişikliğini başarabilen ve değişiklik anını hissettirebilen görsel bir yapıttır açıklaması kazandırılabilir. İnsanoğlunun zaman içerisinde hayatını şekillendirdiği geometrik şekiller estetik kavramının hammaddesidir. Geometriyi bir hamur kıvamına getirip biçimlendirdiğiniz şekiller ne olursa olsun noktaların arka arkaya gelerek oluşturduğu çizgilerden meydana gelecektir. Bir vazo için bile. Yada bir piyano. Hepsinin temeli aslına bakarsanız geometri. İnsanoğlunun biçimlendirdiği şekiller ilk olarak görsel zevkten yoksun, kullanışlılığı ön plana alınarak tasarlandı. Daha önce var olmayan bir şeyin görseli de insana doğal olarak hoş geldi. Bir felsefeci gibi tutup yeni kavramlar getirmek istemem ama bir bakın çevrenize, tüketim çılgınlığı içerisinde estetik HAZza hizmet eden bir esir değil mi? Önceleri bir kalem yazmak için tasarlanırken şimdi sadece onun amacı yazmak mı? Yada önceleri güneşten korunmak için kullan...

Şans Oyuncuları

Uzun zamandır birileri kazık atmıyordu. Çevremdeki insanları biraz daha itina ile seçebilecek düşünce olgunluğuna değil, nasihat dinleme kıvamına geldiğim içindi bu gerçi. En çok dinlemekten zevk aldığım nasihat anlatıcısı ise dedemdir. Amaçsız, karşılıksız ve düşünerek dinlerim onu. Anlatırken o "ölünce kefen parasını karşılayabilecek kadar adam olabilmiş miyim?" düşüncelrini uyandırıyor bende. Benim işimde para günlük kazanılıp harcanan bir sektörde olunca para biriktirmenin ne denli zor ve ileriye yönelik planların yapılamayacağı kanısını sunuyo önüme. Haklı ama şans oyunlarının getirisi bazen çok olabiliyor. Bir anda hayal ettiğiniz insanların aylık masraflarını kazanınca ve bu para bir gecede gelince ego tatminkarlığını alıp dizginleyemiyor ve dahada elit insan denilen insanların arasında yer alıyorsunuz. Hayatım boyunca bir porche alamayacağım kesinleşince bende günlük kiralamaların farkına vardım. Evi bile. Param yoksa arkadaşımdayımdır. Param varsa haftalık yada on ...

Sivil

İnsan öldürmek, bilgisayarda virüs  temizlemek gibidir derdi eski komutanım. Bu cümleyi neredeyse her konuşmasında bize tekrarlıyor ve arkasından eğer cepheye gidip savaşacaksanız bunun sadece göz açıp kapatıncaya kadar gerçekleşeceğini söylüyordu. Hayatınız boyunca hiç bir şeyi öldürmeyi denediniz mi? Öldürülecek bir şeyin hiç bir şey olması gerekir çünkü sizin için. Hayatınız boyunca hiç bir şey öldürmeyi denediniz mi bilmiyorum ama benim tek deneyimim Selin ile birlikte mutfağımızı işgal eden karıncalardan kurtulmak için elektrikli süpürgeyi çalıştırmakdan ibaret. Ekmek kırıntısı ve şekerlerin arasında gezinen karıncaları bile öldürememiştim. Ve şimdi bulunduğum konuma bakın. İçimde beni teselli eden tek şey ülkede bir savaş hali olmamasıydı. Uzun bir eğitim dönemi ve unutulmaz anılarla geride kaldı dediğim askerlik hayatımla aramda yıkamadığım bir köprü kurdular. Seferberlik. Savaş durumunda ailemden ilk çağıracakları kişi benmişim. Onlara bir ailem kalmadığını söylemek ist...

Ve Tanrı İnsanı Yarattı

Resim
Dinsel dogmalara dayatılmış küçük bir hikayeyle başlar insanoğlunun yaratılışı.Havva'nın şeytanın galeyanına gelip Adem'e kutsal ağaçtan elma kopartmasını söylemesiyle.Adem Havva nın bu isteğini geri çevirmeyip elmayı kopartmasıyla vuku bulur hadise.Oysa insan çaldığı o elmayı halen daha geri götürüp af dilemeyi akıl edememiştir.İnsanız nihayetinde,mantığımız ve inançlarımız bir yere kadar.Her insan en az hayatında bir kez sorgulamıştır neden diye.Onca sorgulamaya rağmen kesin cevaplar bulamamışızdır. Bence tanrı insanı yalnızlığından sıkıldığı için yarattı! İnsanı insan olduğu için üstün kıldı. Mekanikleşmemiş davranışlarımızla,duygularımız ve hislerimizle vardık.İç güdüye dayalıydık. Acıktıysak avlanmalı,susadıysak su içmeli,üremek için sevişmeliydik. Eminim ki Adem ile Havva dünyaya düştüklerinde şömine olsaydı,bir kaç kadeh şarap eşliğinde bir ayı postunun üzerinde sevişmek isterlerdi. İnsan geliştikçe insan olmayı unuttu.Ateşi buldular,bedensel temaslarla ısınmakta...