Final
Küçükken hep şanssız biri olduğuma inanırdım. Bunu kendime ispat etmek için de cevap beklediğim insanlarla ilgili "tabi ki hayır diyecek" diye düşünerek vermesi muhtemelen olumsuz kararı, şanssızlığımla etkilemeye çalışırdım. Hepimiz zeka kıvılcımlarıyla dolu bir çocukluk geçiremedik malesef. Yine de o aptalca düşüncelerin, aptalca düşünceleri kovaladığı günlerde, hep; yeterince şanssız bir insanın, aynı safta olduğu herkes kendi mahkus talihine ortak edip edemeyeceği üzerine çok düşünmüştüm. Yani mesela biri adadığı adağını yerine getirmedi diye koca bir şehri sel basıyor, tüm günahsızları da cezalandırılmasına sebep oluyor olabilir mi? Sonuçta kurgulamışken zirveyi de görmek lazım. İlki 2006'daydı. Bir taraftar için tuttuğu takımın avrupa'da en iyi 8 takım arasına kalmasından daha mutluluk verici ne olabilir ki? İşte o sezon bunu başarmıştı takımım ve tutkulu bir futbolsever olarak her şey mükkemmel gidiyordu. Ta ki sezonun finalinde, son maçla şampiyonlığı kaçır...