Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Siz unutmak için bir kadını yazdınız mı hiç?

Bir kadını unutmak istiyorsan onu yazarak ölümsüzleştir demişti bi büyük. Bende ilham perisi ölmek üzere  iken sana yaklaşan bir kadın mıdır dedim kendi kedime. Kısmen dedi. Haklıydı da galiba. Yaşanabilseydi yazılabilenler yerine yaşanılabilenler anlatılır bunlarda hayatın içindeki gerçeklerin aktarımları olurdu. Hayal dünyasının sonsuzluğu değil. Gerçi benimki ne kadar derin bilemedim ama güzel şeyler yazamadıysam da yaşarken bile yaşanılabilecekleri ile beni heyecenlandırabilecek bir kadın bulamadığım içindir. Yayın evi müdürü genelde yorumsuz bir dilde yayınlıyor yazdıklarımı. Benim açımdan bu pekte hoş bir şey sayılmaz. Neyse. Kendimce olan sıkıntılar bunlar. Kafasına göre.
Siz unutmak için bir kadını yazdınız mı hiç peki? Nasıl yazabilirsin ki abi zaten? Hangi harf onun bir parçası olabilir ki? İsmini oluşturan harfler bile kendi içinde zamanın atasına yapışa kalan, yaşanılası duygularının bir sıkıntsı. E şimdi yazamıyorsak da nasıl olacak ki bu iş?

Rapunzel Gerçekleri.

Resim
Öncelikle Rapunzel'in saçları rastadır. O cadı tutsak ettiği bir kıza tarak verecek kadar iyi niyetli olamaz herhalde. Güzelliğini kıskandığını göz önüne alırsak durumu daha rahat anlayabiliriz. Dahası da var. Olayı tam olarak anlayamayan yarın akıllı şövalyeler de Rapunzel'in saçlarını koparıp toprağa ektiklerinde dev bir marulun çıkacağını sanıyorlardı. Fasulye niyetine. Olayın böyle saçma olması Alman Grimm kardeşlerin zoruna gitmiş ve olayı düzenlemek için bu masalı yazmışlardır. Essahtan ki. Komşu ülkelerden gelen şövalyeler durumu daha da abartıp Rapunzeli toprağa dikmeye çalışmışlar. Devin altınlarını alabilmek için marul çıkarmışmıdır bilemiyorum. Ama maceraperest aptal insanların malzemesi olduğu kesin.

Karmaşık

Her şey değil. Kenarda kalanlar sadece. Durum kritik de değil. Ama önemli. Önem arz eden tarafı kısmımca da değil. Onunla alakalı. Şimdi anlatmaya çalışsam anlatamam. Bu çizgi ötesine dokunmak gibi. Sınırların bittiği yerde ruhunu karşıya geçirmek gibi. Kısacası tıpkı bir kaos gibi kendinde. Spirel bir döngüdeki düşünceyi bir paranoyağın sürekli düşünmesi gibi. Ne bilim işte ya. Karmaşık amk. Düşünce bi sabitlenemedi.   Hala karmaşık. Duygu kısmı sabit. Ama mantık kısmı eror vermiş. Hayırlısı ya.

Sana Kızan Tebessüm

İÇERİ
Loş ve dar bir odadaydı. Gözleri bağlı olmasına rağmen, rutubetten klostrofobik bir yerde olduğunu anlayabiliyordu. Omuzlarına asılan eller, onu sandalyeye oturttu. Ellerini ve ayaklarını oturduğu sandalyeye bağladılar. Sonra ölüm sessizliği çöktü, ve ruhu birkaç saniye için huzur buldu. Her gün; hep aynı saatte, aynı yerde bir ruhu olduğunu hatırlardı.
Ayak sesleri kırdı zamansızlığı. Başından aşağı buz gibi su döküldü. İnsan buna alışamıyordu. Ruhu bedenine döndü. Daha çok susturulmuş acı bir haykırış; dişlerinin arasından bir hırıltı duyuldu. Ruhu üşüdü. Kahkalar duydu; ve suratına okkalı yumruk indi.
DIŞARI
Kollarından kavramış eller, onu derbederliğin içinde sürüklüyordu. Önlerinden geçtiği koğuşlar sanki bomboştu. Tek bir tıkırtı bile yoktu. Korku belki, belki keder, belki çaresizlik; ama en önemlisi yanlızlık buralarda hüküm sürüyordu. Artık aynalarda bile göremiyordu kendilerini bu insanlar. Bir başkasını farketmelerini beklemek aptallıktı. Omzunu tutan ellerden biri on…

Kendisi İle Yüzleşen Deli

Resim
Bazen kendinizden bıktığınız oluyor mu? Bunun çenenize vurduğu oluyor mu peki. Klinik bi hasta olduğum için doktorum benden kendimi ifade eden bir yazı istedi. Örnek olarak araştırmalarda kullanacakmış. Olay ne psikolojik nede biyolojik. Fiziksel yada kimyasal belirtiler var doktorun dediğine göre. Klasik olarak uzaktan bakılınca delilik sendromu denebilir ama sustuğum zamanlarda gayet sağlıklı bir insan gibi duruyorsun dedi. Sevgili Bıdık'â da bahsettiğim gibi geçen gün etrafımdaki insanların delilik oranlarını ölçtüm. Hepsi deli çıktı. Bi anormallik var durumda dedim bu durumda dedim ve ben o zaman deli olduğum geçeğini kabullendim.Kusura bakma doktor ama para kazanmak için bana ve kendine yaptığın şu şeye bak. İnsan kendi kedisi ile konuşmak yerine yazar mı bunları. Konuşacağına yaz. Hayır çok konuşmamdan rahatsız oldun da acaba susmam için mi böyle bir şeyle tuttun beni. Eğer bilim için faideli olacaksa eyvallah ama içkillenmiyorum da değil hani. Aklından paranoyak da olabili…

Yeni Dünya

Bugün bilmem kaçıncı günü gerçekten ayrı düşüşümün. Bir bilinmezlik içinde, özüme sığınışımın, iç dünyama zoraki dönüşümün onlarca takvim yaprağından biri. Günler artık bugün doğan çocuklara isimler gibi laubalilikleri kaldıramıyorlar. Daha ciddi, daha gözüpek, daha sivrildilliler. Herbirinin aklında can yakmak var. Buzdağının eriyen yanında, buz gibi suya karışmayı bekler haldeyken bile, söyleyecek bir şeyimin olmadığı farkediyorum. Bu, buralardan geçen ilk akıntıya kapılıp, gitmeye karar vermem gereken an. Ama ben hiçbir zaman açık fikirli olamıyorum. Düşündükçe, durumumu sabit kılma güdüm yoğunlaşıyor. Oturduğum buz parçasını ne kadar sevdiğimi sayıklıyorum. Ne yardan geçebiliyorum, ne serden. Sonunda kararsızlığımla övünüp, öleceğim güne kadar diken üstünde yaşamayı seçiyorum.

Olana bitene seyirci kalmayı tercih etmiyorum; bu bana biçilen rol. Alabildiğimin en iyisi. Fazlasını istersem, bu kışı aç geçirebileceğimi biliyorum. Daha kötüsü olmadı en azından demek, bugünü kazançla ka…