Kayıtlar

Şubat, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Değ

Çevrenize bakıp durmayın. Toplumsal konularda yaraları kapanmayan insanların hayatlarına değinin. Anlatın çevrenizdekilere bilsinler. Sorunları anlasın varsa kendinde bir hata çıkartsınlar. Kendine iyi hissettireni yapmamalı insan her zaman. Bazen içinden çıkamadığımız boşluklar, aslına bakarsanız kendimiz ile baş başa kaldığımız nadir zamanlardan dır. Değinmenin başlangıç noktası olan kendimiz hep başkaları tarafından karakterilize edilmek istenir. Kendisi gibi olamaz insan kısacası. Arkasından insan oğlunun en büyük savaşı başlar. Birey, ebeveynine kendisi gibi olması gerektiğini veya kendisi gibi olamayacağı, salak bir canlının olduğunu düşündüğü için birey kendine benzetmeye çalışır ebeveynini.  Ağaç ne kadar çorak olursa olsun. Tohum hep saftır. Bazı bireylerde kendinden akıllı bir canlının var oluşuna sebebiyet verişini kabullenemez. Yok canım cümlesi çıkar. Sonra aile içi şiddetli kişilik çatışmaları. Bırakın insanlar kendileri gibi büyüsün. Karışılması gereken yerler elbette …

KÜÇÜK KAPILARIN BÜYÜK İNSANLARI

Anahtarcılığı aile mesleği olarak bırakmamızın yirminci yılı. O büyük fabrikalar kurulduktan sonra, küçücük dükkânda dedem daha fazla dayanamadı. O zamanlarda anahtarcılık büyük bir işti. İnsanlar size güvenip evlerinin anahtarlarını teslim ediyordu. Kopyalarını yapıp geri vermeniz bir Pazar alışverişi kadardı. İşinde mükemmel bir ustaydı dedem. Hele hele o en son törpüleri yaparken gözlüğünün minicik arasından dev bakışlar atardı. Ablamla hayranlık içinde izlerdik. O anılar unutulmaz. Neden anlattım bunu, bugün o zamanlardan bizim aile mesleğimizi sonlandıran o kocaman adamların küçücük kapılara yaptıkları o anahtarların reklamlarını bizim şirket çekmeye başlıyor. İstedikleri reklam dünden bugüne geldikleri küçücük bir dükkân da başlayan hikayeleri. Tabi ki hikâye biraz uydurma. Daha büyük sanayi devlerinin üretimlerini pazarlayan basit bir kurum sadece. Geliştirdikleri kopya makineleri ülkeye sokarak her kesimden insanı anahtarcı yaptılar. Zamanla dedem gibi insanları da işsiz bıra…

Eror!

Resim
Şu konular ile ilgili sosyal mesaj verdirmeyin artık amk...

Akıl Hastanesinin Dip Notları

Akıl hastanesinin giriş bölümünü ben buraya geldiğimde zaten kurulmuştu. Ama gelişme ve sonuç bölümüne dair hala bir çalışma yapılmamış. Aramızdan ayrılan insanlar için kendi aramızda geliştirdiğimiz bir sonuç bölümü var. Gelişmede her insanın içindedir o zaman dedik.  Gelişim açısından sonuca ulaşmak, sanırım onların, yani akıl yönünden ve sosyolojik tarzda diğer insanlara göre azınlık olduğumuz için bizi kapattıkları bu yerden onlar gibi olduktan sonra çıkmamızı sağlayacaklar.  Ben insanları birbirine sürekli psikolojik virüs bulaştıran bir canlı olarak gördüğümden sonra Ekran kartından çıkıp işlemciye geçtim. Sıfırların boşluklarından geçen birlerin yaşadığı bu garip yerde onları izlememden rahatsız olanlar beni karantinaya kapattı. E buraya geldikten sonra silmedikleri için şükretmem gerektiğini söyleyen diğer reröro insanları da son örnek alabileceğim model sınıfından çıktıktan sonra kendime bir Kuala’yı örnek aldım. Hem bir Kuala gibi düşünürken hem de giyinik olamazdım. Ayrıca…

Öyle

Bazı şeyler öyle. Çok fazla karıştırmamak gerek anlamadan, algılamadan. Sorgu önce kendi içinden başlamalı. Geçenlerde eski bir sanat eleştirmeni ile röportaj yaptığımda o da söyledi. Bazı şeyler öyle. Değiştirmek istediğiniz şeylerde öyle. Seçim yaklaştıkça insanların hayat seviyelerinin yerinde olduğunu hissettiren kapmanlar da bunlardan. Üç kuruşluk ürünü yirmi kuruşa satın almanızı sağlayan reklam kampanyaları da öyle. Değişmez. Sizin içinde vardır illaki. Bazı şeyler öyle dedikleriniz. Anneler mesela. Bazı anneler öyle. Anlayamazsınız ama anlamış gibi sürekli gereksiz eleştiri yaparsınız. Anneler kutsaldır. Korunması gerekir. Ama bu bazı annelerin öyle olduğu gerçeğini değiştirmez. İnsanlar ikiye ayrılır. Hayatımızda da bazı şeylerin öyle olduğunu kabullenen insanlar ve bazı şeylerin öyle olduğunu kabullenemeyen insanlar vardır. Reröro insanları deriz bunlara. Aralarında ki tek fark Frenklin misali öfkesi içinde patlamış bir adam gibi olmalarıdır.

Özgürlük

Resim
İstediklerini yaptığın sürece özgürsün. Yapmak istemediklerinizi bile yaptığınız sürece siz nasıl özgür kalabilirsiniz ki? Özgürlük kavramına yeni bir boyut gelmişte bizim haberimiz yok. Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde senin özgürlüğün biter deyimi, çemberin genişliği ile alakalı. Maddi veya manevi kendinize edindiğiniz çember sizin özgürlük sınırlarınızı belirliyor artık. Kümeler gibi düşünün. Alt küme. Öz alt küme. Küme. Birde bu geniş çember sahiplerinin bağlı bulunduğu ideolojik çemberler var. İdeolojik kümeler. Bağlı bulunup çember edinme hakkını kazananlar başlarının çemberleri ile eşitlik ve adalet anlaşması yapıyorlar. Farklı dilimlerde, aynı hakları elde edebiliyorlar. Elde edilen haklarda bir haz çemberi. Lüks yaşam çemberi, iyi hissettiren kurumların çemberi vs... Özgürlük dediğimiz olayın sınırları çemberin yarı çapı ile alakalıymış. Yanlış öğretmişsin be hocam. Bize keşke biyolojide bölünerek çoğalmayı öğretseydiniz. Bölünüp vicdanımızı ve benzeri şeyleri bir ken…