Kayıtlar

Ekim, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Akıl Hastahanesinin Günlüğünden... 5

Her zaman ki gibi. Bazen, tekrar yeniden başlamak gerek hayata. Nerede? Kiminle? Nasıl olacağı hep meçhuldür. Yeni anne, yeni baba ve yeni kardeşlerimizi tanımadık hala. MFÖ'nün parçası gibi. Tam ortasındayız hayatın. Uzaktan birisinin izlediği ise, bir arpa boyu yol katedemediğimizdir.n Benim için özellikle o gittikten sonra, her şey durdu zaten. İğne ucu ile kazıyarak gelmiştik birbirimize oysaki. Nedense hiç anlamadığım bir şekilde koşarak uzaklaştı, onunla birlikte yeni bir hayata başlamak isterken. Şimdi ise, kurmak istediğim hayatta, aynı insanlar arasında, farklı bir ben olmaya çalışıyorum. Görsel sanatlar yapısı olunca zorlanmıyor insan. Ama bu durum çokta sevimli değil. Çin prensesi için kurduğun bir ülkede, kendi yalnızlığım ile halkın arasında gezen Hun imparatoru gibiyim. Küçülüp bonzai ağaçlarına asmak istedim kendimi. Lakin kafamın üzerindeki konuşma baloncuklarının altında kalma korkusu üstün geldi. Şu öğrendim. Aşk her yerde. Benim için şarap kadehinde yaşayan bir …

Ona..

Elime kalemi alıp boş boş bir şey yazmadığım zamanı bile özlemişim. Senin gibi her an depresyona girebilecek bir kaç kelime mırıldanıyor kalemim kağıda süzülen mürekkebinde. Hüzünlü de hissetsem, seninde aynı hüznü hissetmelerini sevdiğini bilmem sevdiriyor seni bana. Bir birine sonuna kadar açık ama konuşamayan iki melankolik aşığız sanırım. Karakter arkası kişiliklerinde, konuşmadan, mimikleri le anlaşan insanların sahte zaman çalımları, bizsizliği işleyen işçilerin ta kendisi. Sonuçta bu oyunu izlemeyi biz istedik. Anlamaya çalışıyoruz belkide hala... Belkide onların süpervizörleriyiz. Rahatsız olsak da hala izlemekteyiz. Belkide aşkın yaşanamayacak mükemmeliyetini bozmamak için uzak duruyoruz hala. İkimizde biliyoruz ki kalbimizin hüzün köşelerinde biz varız. Son bir ricam var senden. Düşünsene. Sevinçlerimizin kalp gıdaklamalarını...

Su altında Paranoya

Pişirilmekten son anda kaçan, hala tereyağı kokusu üstünde bir balığım. Okyanustakilerin iyi ki insanlar kadar değişik tat zevkleri yok. En azından bunu beni yiyecek olan balığa alıştırmamak için, bir an önce gidip bataklık banyosunda bu kokudan kurtulmalıyım. En yakın arkadaşım olan köpek balığı, daha önce yediği insanlarla bu kokuyu tatmış ve sevmiş midir acaba? Benim ben olduğumu anlayana kadar yemiş olur ki beni. Tanrım bu insanlar gerçekten bir farenin laboratuvar deneyi. Tereyağıda neyin nesi ya. Çürümüş yosundan beter kokuyo. Hızlı hızlı yüz şapşal. Kalamarlar için ne zaman iftar vakti acaba? Gerçi onlar beni yemez. Yoksa yerler mi? Yoksa bu tereyağ kokusunun insanlardan geçtiğini anlarlar ve intikam almak için istiridye ateşinde beni çöp şiş yapar çevirirler mi? Çöp şiş ne be? İnsanlardan kalma bi kelime olması lazım. Jargonumda yoktu benim. Tanrım, bu insanları kandırmanın en basit yolu; siz en zeki varlıklarsınız demek. Bunları da böyle kandırdığını söyleme sakın? Yine mi ay…