Kayıtlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Doğum Günü Tebriği

Sevgili günlük. Seninde bildiğin gibi bugün benim doğum günümdü. Ailem dışında tek bir kişinin kutlamasını bekledim. Kutlamadı. Üstüne üstlük bende kalan bi kaç parça eşyasını istedi. Daha önceki bir çok şeye rağmen ben yine vaz geçtiğini düşünmüyordum ama o bugün vaz geçtiğini açık açık söyledi. Son bir damla ışıkta iki makine bir kablo arasında söndü gitti. Yapacak bir şey yok. Yol her zaman açık. Yine kendi yoluma bakıp yürümem lazım. Bazı şeyler için zorlamak, etrafı saran kabukları kırmak gerek. yoksa fosil olup çıkıcam aq. Ki bendeki ruh öyle bir ruh değil. Ve en kısa sürede kendime atmayı geciktirdiğim reseti atıcam. Silik duygular, acılar içerisinde can çekişmesinden iyidir. Yine sızlar ama neye olduğu belli olmaz. Anlamazsın. Daha çabuk geçer. O zaman için yeni bir doğum günü tebriği yazabilirim kendime hoşçakal resetinden sonra. Nefes almak zorsa saksı içerinde yaşayan bir bitki değiliz felsefesine uyarak kanada yada avusturalya diyorum. Umarım en kısa sürede olur. O zaman …

Günlüğe notlar.

Günlük. Kendime reset atmadan önce sistem dosyalarını yedeklemem gerektiği konusunda bir hisse kapıldım. Zaman kapsülü yaptım ve beni istediği zaman bulabilmesi için bir yapay zeka yükledim. Bide kafam o kadar otomatik pilota bağlanmışki. Hani bıraksam plastik poşet gibi havada süzülücem. Kitabın konuları bitti yazım evresine geçmeden önce bozulan psikolojimi düzeltmeyi bekliyorum. Bide ben neden buraya günlük tutuyorum bilmiyorum. Ama herhalde son bir kaç yıldır en kendimi bulabildiğim yada kendimle kalabildiğim yer burası olduğu için. senin için üzgünüm günlük ama kimseninde okuduğunu sanmıyorum. Öldükten sonra belki okunur. Birde herşeyin bir sebebi var bence. Eğer şu son zamanlarda yaşadığım değişim olmasaydı kitabın benim için efsane olan temasını bulamazdım. Tabiki adınıda. iki isim arasında kararsız kaldım ama onuda gerçekten kitap bitince düşünmek istiyorum. Bide yazarken alttan pik atıyor hala. Unutmak zor ama alışması karışık. Neyse kendine iyi bak günlük. İş beni bekler.

sıradan bozukluklar

Son zamanlarda sanki bütün herşey değişiyor gibi. Değişen bir çok şey var ama inanın bunlarında dışında kalan herşey değişmeye başlıyor. Güneş artık eskisi gibi doğmuyor. Ne kadar da klasik bir cümle değilmi. Değil. Klasik olan bizim düşünce yapımız. Her insan aynı yargıları yapabilir ama kimse yargılananın yerine koyamaz kendini. Miras dediğiniz nedir? Daha doğrusu para dediğiniz nedir? Çok istiyorsan çalışır kazanırsın. Ama yattığı yerden para harcama tabiri sanırım sadece asalaklara ait bir acizlik. İnsan kendi kanından olana yapmamalı. Paylaşmak bile sadece bir çıkar uğrunaysa bırakın bu işleri. Milyon dolarlar bile bir gecede gidebilirin ne demek olduğunu anlamak çok zor değil. Ne olursa olsun size acımayan hiç kimseye acımamanız lazım. Sizi, siz olduğunuz için kabul edememiş bir aile olsa bile acımayın. En yakınınızdaki insanlar haksız yere acı çekiyorsa bu acının kaynağına bir dur demelisiniz. İnsanoğlu sonunun geleceğini bilse bile onu tüketmekten vaz geçemeyecek bir virüstür.…

Anlamadım

Günlük bir çok şeyi anlamadım. Nedenleri ve bu kısımda dönen herşeyi anlatmama rağmen bu kadar sert bir duruşu gerçekten anlamadım. Sakinleşmesini bekliyordum ama o git gide daha da sinirlenmiş. Aynen aynen açık açık anlatıyorum. Eski kız arkadaşımdan bahsediyorum. Uzaktan çizilen profili dile getirmem benim için art niyetli bir adam profili çizmemeli. Bir aydır kahrolup heryerde ondan bahsederken onun hala benim hakkımdaki ön yargılı bakış açısını anlayamıyorum. Ev taşıma konusu. Yani bir insanın arkadaşları "erkek arkadaşın bile yardım etmiyor biz mi edelim" gibi bir cümle kuruyorsa ve burda da işten çıkamamış bir adam olarak katılamayıp siz başlayın ben gelince işin ağır kısmını alırım diyorsanız ve bunu karşı taraf anlamıyorsa neden anlamadığını anlamadım. Özür dilmek bir erdemdir. Yaptığı her hatada özür dilemeli insan ama o basit bir kavganın sonunda bile özür dileyemiyorsa bunun sebebinide anlamadım. Bunca yanlış anlamanın arasında beni nasıl sevdiğini de anlamadım. …

Günlük

Sevgili günlük. Yazamıyorum ya. Onu anlatmayan her cümle sanki boş bir cümle gibi. Öyle senin dışında sürekli onu anlatacak bişilerde yazamıyorum heryere. Kazanmaktan çok kaybetmeyi tercih etmiş birisini kelimelerinizlede olsa varlığınızı hissettirerek rahatsız edemezsiniz sonuçta. Her yerden gitmek zorundasınız. Günlük yaşamak zorundasınız ama günün her anında bir yerlerden bir kaç anı bir kaç kişinin cümlelerinden ona has kelimeler duymak zorundasınız. Etrafta dönen her şey günlük. Ertesi gün son kullanma tarihi geçmiş muhabbetlerin arasında aklınızda kalan hala arada sizi alıp götüren ve ondan duymaya alıştığınız kelimeler. Uzun ömürlü cümlelermiş demekki. Merak ettiğim şey aynı şeyler onun içinde geçerli mi? Gülümsediği fotoğraflarda sadece göz bebeklerine bakarak ve orada kendinize ait bir şeyler göreceğinizi umut ederek çıkmaya çalıştığınız bu paradoks gerçekten çok zor. Yemek yedimi? Canı bişiye sıkıldı mı? Moralini bozan kimse var mı? Bütün bunlarda artık muhabbatı siz olmadığ…

Çivi

180 cm'e 70 cm bir tabutun içerisinde dünyanın en ağır yükünü taşıdılar bugün. Onlarca kişi bu yükü paylaşmak için bir koridor yaptı ve sırayla en son yolculuğu gerçekleştirdi. Daha önceden kucağımda biriside öldü ama bu durum hepsinden daha farklı. İnsan eti ağır. Taşırken kalbinizide altına koymazsanız taşıyamazsınız. Ölüm herkes için var ve düşünülecek olan şey sahte arkadaşlıklar yerine öldükten sonra sizi omuzunda taşıyacak insanlar ile bağ kurmanız ve ne yapıyorsanız da karşılıksız yapmanız gerek. Sahte ve çıkar ilişkileri üzerine kurulan arkadaşlıkların farkına en zor zamanlarınızda varabiliyorsunuz ve yapmanız gerek şeyi o zaman daha rahat yapabiliyorsunuz evet ama sorun bu değil. Bundan sonrası. Çünkü kimse tamamen masum, kimse tamamen haksız değildir. Sondajı ilk önce kendi içinize vurmanız gerekir. Papatyalarla bataklıkları kurutamadığınız gibi iyiliklerlede denizi taşıramazsınız. Aksine dahada şeffaflaştırıp güzelliklerin farkına daha çok varabilirsiniz. Deneyin. Ama …