UĞURLAMA !!!


    Her gün yeni bir gün olur.. Her gece bir öncekinin aynı... Bu gece de diğerlerinden farksız... Bir vurgunun dönüm gecesi..lakin acıtmıyor eskisi kadar... Sırf bu yüzden bu kadar aynı ve sırf bu yüzden bu kadar farklı...
Bir savaş sonrası...kalan sağlarımı toplarken bulduğum bir gece bu gece. Evrensel bir İstanbul trajedisinin yönetmen koltuğunda oturup beni koyduğun başrolü keyifle izleyişini ben esefle kınıyorum bu gece. Bu gece çok gecenin geçtiği abidik, saçma aslında...
     Ben bu gece bir başka yalnızım...Ağlamıyor,sormuyor,sızlamıyorum,sızlanmıyorum...Sen uykum gibi geliyorsun başucuma bu ay dönümünde, ben bir hıçkırık gibi terkediyorum seni istemsiz, gerekli...İstesen de engel olamayacağın bir  nefessizlikle çıkıyorum içinden...


   Senden gidişimi kutlayışım senin yaptığın gibi zeytinli martini yudumlayışlarına benzemez ama ... hatta uyandığımda pişmanlık duyacağım sözlere neden olan bir sevişmenin koynundan kaçmak ister gibi günahkarca olmaz.Bir taksi çeviririm atarım kendimi önce boğaz köprüsüne..Tam da dolunayın üzerine.Işıkları aydınlatmaya çabalarken buruk gülümseyişimi; bomboş köprü de bir ben olurum bir  köprüden savurmak için yanıma aldığım anıların, bir de bizim durağın hiç bir şey sormayan şoförü...İnerim taksiden...Hiç bir şey sormayan taksi şoförünün büyüyen gözleri kadar hırsımla bakarım ona...İlk kez bir şey çıkar  kendimden vazgeçtiğimi düşünürken kurumuş dudaklarından...Yapma!!! der.. Bilmez ki vazgeçtiğim kendimden çok sensin...Ben değil sensin yapan,,,yıkarak yapan...Sensin be...Aşşağılık bir müteahhit kadar malzemeden çalan, cana kastederek hayal yıkan sensin ..Şoför bunu da  bilmezken ben tüm ciğerlerime çektiğim boğaz havasını geri verişim kadar hızlı, gözümden istemsiz fakat sanki akması gerekliymiş gibi hissettiren iki damla yaş kadar ıslak atarım sana ait ne varsa köprüden...

  Senin sözlerin kadar cinayet süsü verilebilir bir terk olmaz benimki...Soranlara bir ritüel desem kimsenin gıkı çıkmaz..çıkamaz..Desem ki en sağ kalmış ölümün küllerini arındırıyorum boğazın sularında ..Sonra bir kaç saniye gidişini izlerim senin yönetmenliğinden daha yakışır  bir kıvamla....

    Çok becerebilirmişim  gibi bir sigara isterim Şoförden usulca...Son bir sigara içerim ve sen öyle gidersin...
İzmaritini atarım yere üstünü çiğnerim bir güzel manayla...

   Eve dönerim..Güzel ayaklarıma çok yakıştırdığın topukluları çıkarmadan dalarım odaya...Bu gece benim gecem ya ayakkabımla içeri girişim sorun olmamalı kanımca...Koşar banyoya yüzümü gizlediğim makyajımı silerim bir güzel ...Biraz daha arınırım bu gece...Saçımı senin sevdiğinin aksi yönüne tararım en nazenin tavrımla...Tekrar odama dönerim...O pudra renk kalp yaka elbisem var ya...Heh evet o...Onu çıkarırım bir hamlede üzerimden...Ruhum kadar çıplak kalan bedenimle son kez uzanırım sana niyet aldığım nevresimlerle kirlenmiş yatağıma...Ben çıplak, ruhum çırılçıplak ayağımda sana inat çıkarmadığım topuklularım varken yalnızca....

   Bir dua okur üflerim ruhuna...Bu gece sondu ne de olsa..Yarın da yine bir gün yeni bir gün beni bekler ya yarın ola hayrola der ve kapatır tüm ışıkları dalarım sensiz ilk uykuya...


                                                                     Loca

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kötü Zaman

sıradan bozukluklar

Düşündüğünüz her şeyin gerçek olma ihtimali.