Vadi Yolculuğu

Hayatta bazı anlar unutulmaz. Mesela bunlardan birisi de metin abi ile gittiğimiz vadi yolculuğu. Kök vs gibi parçalar toplamak için gittimiz vadi yolculuğu stresli ve sinirli başladı. Cumartesi gecesi bardan çıkıp bir saatlik uyku ile gitmek işin sinir kat sayısını arttıran kısım değildi. Metin abinin kendisi bir insanı sinirlendirmek için yeterli. Cins huysuz ihtiyar. Diceksinizki bu adamla ne işin var neden yolculuğa çıkıyorsun. Haklısınız. Bu tip bir karakteri derinlemesine incelemek istedim ama bu kadarını beklemiyordum açıkcası. Onun gözünde aptal hevesli bir sanat elemanı gibi görünerek o aptal egesunu tavan yapırdım önce. Sonra onu kendi dünyasına bırakıp uzaktan notlar almaya başladım. Bu hikayemizin dış kısmı birde benlik olan iç kısmı var. Yuvarlanmış kayalıklar arasında çetin bir yolculuk. İki kere ölme tehlikesi atlattım dersem sanırım yürüyüşün tehlikesini biraz olsun betimleyebilirim. Neyse. Uzun süren 4 saatlik bir yolculuk boyunca birbirinden güzel mumluk veya lamba için bir sürü kurumuş, kopmuş odun ve kök topladım. mükemmel işler çıkacağı belli. Gözümüz oylesine dönmüştü ki doğa ananın bize verdiği sonsuz güzellikleri toplarken taşıyabileceğimizden daha fazla toplamıştık. heleki vadinin yamacından yarım saatte indirdiğim ve orada bıraktığım iki metrelik kırılmış bir ayaç vardı ki aklım hala onda. İhtiyarın kafası kırıldıktan ve doğanın kucağında, yerine indirdiği egosundan soyutlandıktan sonra komutayı benim elime verdi ve zor şartlarda o odunları oradan çıkarmak için biten enerjisini nasıl şarj etmeme izin verdi. Step by step ilerledik. vadinin zor yolu ortalama 1 km felan. zor bir etapı bitirip bütün hepsini bir yere topladık ve oradan yeni bir kısa toplu taşıma ile adım adım ilerledik yani. Topladığımız her güzellik hayatımızda arkamızda bırakamayacağımız kişiler oldu. Anne baba kardeş eş dost yakın arkadaş ve unutulamayan ama görüşülmesi yasaklı kişiler felan. yasaklı deilde küslü gibili diyelim. Ya işte unutamadığınız ve kopamadığınız eski aşkınız felan işte. anladınız siz onu. Neyse. 4 yada beş toplu taşıma sonucunda nehirden karşıya geçmek ve o dik yokuşu çıkmaya geldiğinde sıra işler biraz değişti. Vadiden aşağıya inerken yüksek kayaların üstünden kumluk bir alana kökleri atmak kolaydı. İşin zor kısmı yukarı taşımak. Hayatımda yaşadığım en metaforik gündü sanırım. Bırakamadan taşıdığın ve git gide yorulduğun bir yolculukta taşımaya çalıştıkça seni yukarıya çıkaramayacak yüklerden bahsediyorum. Yağışlı hava ve herkesin ıslak olması cabası. Önce  arkadaş dediklerini bırakıyorsun. Dosttan yada kardeş gibi olmuşlardan bahsetmiyorum. gerçek arkadaş diye bişide yok bence. arkadaş var dost var kardeş var.  Nehiri aşarken yolun karşısına attığınız odunların tekrar suya düşmesi hikayenin climexi. hiç birisini bırakmamak için olan bütün enerjini mantıklı bir şekilde harcamaya çalışırken bu olay kaderin bir cilvesi yada yoldan ayrılmak isteyen kişiler. herkes dail tabi buna. anne baba yada eski sevgililer. Nehirle birlikte akıntıya kapılıp giderse bırakıp göndericektim. Eğer uzaklaşmazsa tutup geri alacaktım. Hayatta herkes düşebilir. Sizde düşebilirsiniz. bende düşebilirim. herkes hata yapabilir. sizde hata yapabilirsiniz. bende hata yapabilirim. İnsan olmak  mükemmel bir şey deildir sonuçta. Önemli olan kusurlarımız ile birbirimizi görebilmemiz ve karşılıklı örtebilmemizdir. Yani bence öyle. yada öyle olmalı. Son dörtlükteydik. Metin abi zaten iptal oldu. iki gün yatmıştır. bense hala ağırılar içinde yazıyorum bunlar. Ayaklar ve kaslar ciddi eror verdi. Yokuş çıkarken gördüğüm at kafası iskeleti bonusu biraz olsun enerjimi toparladı. Cihana hediye etmek için bunu almalıyım dedim ve en sona bıraktım. Çünkü aşağıda bırakmak istemediklerim kalmıştı. dost dediklerimi bile bırakmıştım. Bir kaç kardeş dediklerimde kaldı. Son etapta gerçekten bırakmak istemediklerim kaldı. in çık yorgunluğunu azaltmak için yükü arttırıp fazla fazla taşıyordum zaten. ama pil artık bitmek üzereydi. zaten taşınmak istemeyeceğini düşündüğüm ve yolda kendinide suya bırakmış olan ile konuşmadan karşılıklı anlaşabiliyorduk. Nasıl mı? İlkinde onu bırakamaadığım birisi ile özdeşleştirdiğimde başladı bütün hikaye. Göz göze geldik. Ben çalışırken genelde yaptığı gibi beni izliyordu. Vadinin en dik yamacında sert kayalıklar ve derin bir su birikintisinin orda bulmuştum onu. Dik kayalıkların en üstüne koydum. Vadinin en güzel yerine. bütün vadiyi boylu boyunca görebiliyordu. İlk etap bittiğinde kendisini unutturmaya çalıştı ama başaramadı. Geri dönüp onu aldığımda vadide benimle birlikte tek başına yürümek istediği için bunu yapmak istediğini düşündüm. Yoksa kendisini bana hatırlatmazdı. Ya ilk yada en son seyehat ettik. taki son etaba kadar. İlk onu çıkartmak istiyordum ama metin abide birden fazla parça alınca onu sona bırakmak zorunda kaldım. Tabi bu arada kendilerinin suya bırakılmışlığıda vardır. Bahsetmediysem dip not olarak düşeyim. Metin abinin at kafasına göz koyması ile onu riske atamayıp son turda poşetin içine atıp yukarı çıkardım. Hiç birşey benim planladığım gibi gitmiyordu. Herşey onun benimle yanlız başımıza seyehati üstüne kurulmuştu. yoksa bu kadar şey istemsizce üst üste gelmezdi. yine neyse. ama bu sefer kas kasılmaları, tükenen nefes biten enerjinin fiziki belirtileri idi. o an aklıma takıldı. arabanın yanından vadinin yamacında duran kök için inmek istediğimde. acaba gerçekten gelmek istemiyormuydu. Unutulmak istemesi, suya bırakması, belkide gücümün burada biteceğini bilmesi. yaşanılan bunca duygu yoğunluğunun sebebi neydi peki. Neden bu kadar yoğun, derin ve ince hayat çizgileri üzerinde anlamsız ve sonu birbirimize yapışarak biten karmaşalar yaşadık. Kendisini bırakıcağımımı sınadı yoksa. Bu son noktada bile kendi yoluma devam edeceğimi mi sandı? Bilinmez. Gözlerimi kapatıp yokşun başında dizlerimden tutarak derin nefes alıp verdim. Hayatınızda gerçekten unutulmaz çok özel anlar var. yani hepimizin. zaten jim de demişya. bir şeyle gerçekten unutulmaz bu kadar an yaşadıysanız ve hala yaşamayada devam ediyorsanız kopmayan şeyler var demektir yada daha yaşanacak unutulamayacak anlar vardır. Bırakalım hayat bize en iyisini yaşatsın. iyisinide yaşatsa, kötüsünüde yaşasatsa, yaşanılanın en iyisini göstersin bize. Ben bendeki unutulmazlığın bana verdiği yetkiye dayanarak hafif hızlı bir tempo ile aşağıya doğru inmeye başladım. İllaki o gelmek istemezse ya bir şey gelir başıma yada bir şeyler olur. Nehir yatağına indiğim zaman istemsizce etrafıma baktım. yabani bir kaç hayvan izi zaten vardı. Başıma neler gelebilir diye düşününce insan baya bir tribe giriyor. gündüz vakti ne işi olur demeyin çünkü son yolculukta başımıza neler geleceğini bilmiyoruz. kezada öyle oldu. kayaların arasında  benimle kütüğün ortasında bir yılan yolumun üstündeydi. Bu ondan değil benden gelen bir şeydi. geri gidelim diyordu. bak bu nehirin başladığı yer burası değil. sadece ortasındasın hayatın. yaşadığımız onda güzel günler sonrasında bu sadece bir araydı. Bir buz dağının içinde hapsettiğin ateşini serbest bırak. Bataklıklarını bu ateşlede kurutabilirsin. suyuda. yağmur yağar ve kurak arazilerine istediğin çiçeği ekersin diyordu. Nnehrin kenarına yanaştıkta onunla aramadaki mesafeyi açmak için bir timsahın beni yiyeceğini yada kocaman bir yengecin kıskaçları ile beni ortadan ikiye böleceğini hissediyordum. Tabi arada sırada izlediğimde oldu. Kafamı sakinleştirip yılanın sesini susturmak için  bir sigara yaktım. Gitmek istediğim yerde uçan bir şahin belirdi. Adım atmak için yapmak gereken tek şey şahine güvenmek, yılanı susturmak ve suya düşüp timsahlara yem olmamak...
metin abi ile arabada geri dönüş yoluna başlamadan kemerde bir şeyler yiyelim fikri ortaya atıldı. olur dedik ve kemer merkeze indik. Bildiğin bir yer var mı dedi. böyle hafif buruk var dedim. çok başarılı bir pideci. arabadan inerken yine arabanın en iyi yerine ve digerlerinin üstüne koyduğum kök ile göz göze geldik. Bazı şeyleri gerçekten arkanızda bırakamıyorsunuz. Nereye giderseniz gidin, gittiğiniz en uzak yer sizin hep bir adım gerinizde kalacaktır kendinize ulaşamadığınız sürece. En güzel yolculuklarımızın, sevdiklerimiz ile birlikte kendimize doğru olması dileği ile.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akıl Hastanesinin Not Defterinden...

Doğum Günü Tebriği