Kayıtlar

Puzzle

Resim
Yapmaya çalıştınız mı hiç? Denediyseniz ve kültürüne sahip iseniz son parçasını birisine verme ritüeli vardır. Uzaklara giden birisinde hala gittiği yerden bir parça taşıdığını, onsuz bir kişi eksik olduğunuzu yada var olan bir resmin bir parçası olduğunu hatırlatmak içindir bu. Bir hayat kurarsınız. Bir düzen oluşturmaya çalışırsınız. Hiç beklemediğiniz anda filmin en önemli sahnesi ile birlikte gider birisi hayatınızdan. Ona verebilecek bir puzzle parçası bulamazsınız bile. Gitmek her zaman en erdemli davranış ama kalmakta bir o kadar ağır. Bir tiyatro işçisi olarak kollektif yapılabilen işlerin arasında yaşamanında olduğunu anlatmak için çaba sarf etmekteyim. Küçük oluşumlar bir gün gelir belki başka bir küçük oluşumların oluşmasında bir prototip olur. Hayatı o kadar da büyük düşünmeye gerek yok. Dünya küçük. İhtiyacımız olan şey biraz oksijen, biraz su, biraz toprak birazda sevgi. Lakin biz insanlık olarak neye olduğunu veya kime olduğunu bilmiyorum ama bunlardan birisini vermişi...

> Sarhoş bir adamın not defterinden...

''Benim için büyük ama senin için küçücük sözlerin hayal kırıklığı içerisindeyim.'' Yıllardır onun ile birlikte eğitim aldığımız hocanın şizofreni olduğunu söyledikten sonra bana dediği ilk cümle buydu. Merhaba, ben uzun zamandır amatör olarak tiyatro yapmaya çalışan Selim. Kimsenin inanmamasına ragmen şimdi bugünkü durumumda olmamın sebebi kesinlikle bu sözünü ettiğim hocadır. Karşılıklı tartışmalarımızın hepsinde o sert çıkışı ile bendeki ceviz kabuğunu çatlattı. Sonrasında içeriye giren ışığa inanıp izin vermem bugünkü oyunculuk kariyerimin başlamasına vesi oldu. O hoş dönemler içirisinde aslına bakarsanız beni orada tutan yegane sebep hiç kimsenin bilmediği ve tiyatronun yasakları arasında yer alan ekip arkadaşın ile aşk. İlk baharın sonları... Sanki insana hayatının son baharına geçişinin bir uyarısı gibi. Her ne kadar arada yaz olsada. Yaz bitmek üzere. Hayatımın son baharına, 70 yaşıma gelmeme tam 9 sene var. Kış zaten hep kısa geçmiştir bizim iklimde. Bu mevzu b...

Çıplak İnsan Bandrolleri

              Üstünün giyinikliği kadar düşünceleri çıplak bir adamın hikayesi bu. Yazmadan önce bu kadar çabuk analiz edilebilen birisini kaleme almak ne denli adil olabilir düşüncesi ile savaştım. Ona yapılan en hafif şey bu olabilir. Çok basit gibi görünen bu kişi aslında basit değil, sadece çıplak. Anlattığı her şey, söylediği her cümle sadece ve sadece karşısındakilerce yargılanması sonucu bir anlam kargaşasına sebep oluyor. Hikâyenin içerisinde kendisini bulanlar, kendilerinin sıfatlandırılmamasından şikayetçi. Şikayetçi olanlarda kendileri, yargılayanlarda. Adamın olayları anlatırken dikkat ettiği tek unsur karşısındakinin boşluğunu dolduracak şekilde geniş ve betimleyici anlatması. Bunda olayları büyüttüğünü söyleyenler. Çok kabasınız. İsim olarak bu adamın adını size söylememe gerek yok hepiniz tanıyorsunuz bu kişiyi.                 Her şeyi zamana bırakıp sadece bi...

Akıl Hastanesinin Kayıp Not Defterinden

Nedeni belli olmayan duygu senderomları yaşamanın acı tatlı tarafları arasında bir kaç kelime arar oldum durumu toparlayabilmek için. Bulamadığın tek şey saf ve yalın bir ışığa giden yoldu. Kimsesizlerin, sessiz harfler gibi kelimelerin arasında boğulmasına eş değer   bir hissiyata kapılıyor parmaklarım. Geçmişim içerisinde bir yerlerde yangın başlamış, dumanı kafama kadar ulaşmış, yavaş yavaş bugünlerime doğru esen bir rüzgar tarafından tehtit altındayım. Bir inşaat işçisinin baretsiz iskelede esen rüzgarı hissetmesi ile avunması gibi sessiz ve kinsizim. Tam bin yıldır insanların önümden geçtiği bu kaldırımın aşığı ama bir o kadarda düşmanıyım. Bir düzen içerisinde kareleştirilmeye çalışılırken hala dikdörtgen olabilmek için parçalarımı dağıtır, bunun içinde her seferinde öldürülürüm. Durmak, koşmanın yarısıdırı savunur, bir dünya turuna çıksak geri geri koşarak herkesi geçebileceğime inanırım. Aklı haklı olmadığım bir yerde bıraktım.

Dediğin...

İnsan oğlu bir uzay gemisi gibi Yoksa içinde bir heves niyet arz insan Yani yoksa ona bir kaptan Bi harap olur ilk Adem gibi... Aşk değimiz şeyse; kaptanlık koltuğunu vermemizdir ellerimizle. Şimdi sen sevgilim diyorsun ki bana; Ben bu gemiyi uzay boşluğunda bir yıldıza çarptım, Yıldız tozlarını aldım, saçlarıma saldım. Her ne kadar yarısı harap olmuş bir yıldızla bıraktıysan da beni Hiç düşünmedin mi bir daha ki çarpanla beni evrene mahkum ettiğini...

On emir

On emir Sus Bakma Sevme Oy ver Gezme Dinleme Koyver Yazma Vergi ver Öl...

Akıl Hastahanesinin Günlüğünden... 5

Her zaman ki gibi. Bazen, tekrar yeniden başlamak gerek hayata. Nerede? Kiminle? Nasıl olacağı hep meçhuldür. Yeni anne, yeni baba ve yeni kardeşlerimizi tanımadık hala. MFÖ'nün parçası gibi. Tam ortasındayız hayatın. Uzaktan birisinin izlediği ise, bir arpa boyu yol katedemediğimizdir.n Benim için özellikle o gittikten sonra, her şey durdu zaten. İğne ucu ile kazıyarak gelmiştik birbirimize oysaki. Nedense hiç anlamadığım bir şekilde koşarak uzaklaştı, onunla birlikte yeni bir hayata başlamak isterken. Şimdi ise, kurmak istediğim hayatta, aynı insanlar arasında, farklı bir ben olmaya çalışıyorum. Görsel sanatlar yapısı olunca zorlanmıyor insan. Ama bu durum çokta sevimli değil. Çin prensesi için kurduğun bir ülkede, kendi yalnızlığım ile halkın arasında gezen Hun imparatoru gibiyim. Küçülüp bonzai ağaçlarına asmak istedim kendimi. Lakin kafamın üzerindeki konuşma baloncuklarının altında kalma korkusu üstün geldi. Şu öğrendim. Aşk her yerde. Benim için şarap kadehinde yaşayan bir b...